Kızılelma neresi? Bu soruya daima somut cevap arayanlar onu Türk ordusunun fethedeceği yerler olarak gösterdiler. Bu yüzden bazen Beç (Viyana), Roma, Budin, Belgrad, Uyvar gibi şehirler, bazen de bu şehirlerdeki büyük kiliseler Kızılelma sayıldı. Aslında Kızılelma batı ufkunda güneş her nereden batıyorsa işte tam orasıydı. XVI. Yüzyılda Türk akıncıları oraya kadar korkusuzca gideceklerine inanıyor, Türk orduları Kızılelma’nın fethini sıradan bir zafer gibi görüyorlardı. Bu yüksek bir psikolojik güç demekti. Ve askerlerin dilinde tam bir meydan okuma aracına dönüşmüştü. (KIZILELMA Türk cihan Hakimiyeti Ülküsü / Tufan Gündüz)
Kızılelma aslında bir hedefi ve amacı simgelemektedir. Bazen ulaşılması gereken bir yer ya da hedef, bazen fethedilmesi gereken bir bölge, kimi zaman bir devlet kurma ve hatta cihan hakimiyeti ideali, kimi zaman da Türk birliği ideali olmuştur Kızılelma. En büyük özelliği ise hiçbir zaman son durak olmamasıdır.
Kızılelma ülküsünün verdiği yüksek psikolojik güç, tarihte hedefteki ilk Kızılelma’ya ulaşılmasını kolaylaştıran ana etken olmuştur. Bugün ekonomik olarak hedefe koyduğumuz Kızılelma’ya giden yolda zorlanmamıza neden olansa bu yüksek psikolojik gücü bir türlü arkamıza alamayışımızdır.
Gelelim bugünkü Kızılelma’mız olan “Fiyat İstikrarı”na. Fiyat istikrarı; en basit tabiriyle düşük enflasyon oranına ulaşmak ve o oranı sürdürmek olarak tanımlanabilir. Peki, düşükten kasıt nedir ve her toplum için benzer oranları mı ifade etmektedir? Kitabi tanımda bu “düşüklük”; insanların yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik kararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon oranını ifade eder. Dünyada gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 2-3 gibi rakamları ifade ederken, Türkiye’de TCMB bu oranı %5 olarak baz almakta ve Kızılelması’nı oraya asmaktadır. Bununla birlikte bu hedefe ulaşılamayan her yıl, psikolojik gücün biraz daha kaybedilmesine ve hatta zaman zaman psikolojik çöküşe neden olmuş, ortaya konan hedeflerin daha ilk baştan yakalanamayacağı algısını beraberinde getirmiştir. Bu uzak hedefin bugün de Türk halkı tarafından idrak edildiğini ve sahiplenildiğini söyleyemiyoruz.
Bugün bu uzak hedef yerine önümüzdeki 3 yıl için ara hedefler koyarak ilerliyor, sonrası için yüzde %5’lik hedefi arzuluyoruz. Ancak ara hedeflerin yanında bir de tahmin aralığı koyuyoruz ki bu aralık, 2025 yılında olduğu gibi, yıl içinde ara hedefin dışında da kalabiliyor.

2026 yılının ilk Enflasyon Raporu sunumunda yer alan yukarıdaki grafikte de görüldüğü üzere 2026 için ara hedef %16 (tahmin aralığı %15-%21), 2027 yılı için ara hedef %9 (tahmin aralığı %6-%12) ve 2028 içinde ara hedef %8 olarak belirlenmiş durumda. Bu üç yılın ardından %5 olan ana hedefe ulaşmak istenmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun vadeli Kızılelma’sı olan Cihan Hâkimiyeti yolunda hızla ilerlemesi, toprağını genişleterek üç kıtaya yayılması, fetihlerin yeni fetihlerin kapısını açması ulaşılan Kızılelma’ların verdiği psikolojik üstünlüğün getirdiği güçtür. Ta ki bu güç II. Viyana Kuşatması sonrası yerini bozguna bırakmış ve devamında 1699 yılında Karlofça Antlaşması ile ilk büyük toprak kaybı gerçekleşmiştir. Bu anlaşma sadece bir toprak kaybı olmamış aynı zamanda psikolojik gücün de kaybedilmesine neden olmuş ve Osmanlı İmparatorluğu bu antlaşma ile gerileme dönemine girmiştir.
Türkiye’de yaklaşık son 50 yıllık döneminde hedef olarak ortaya konulan enflasyon rakamının yakalanamaması, bu psikolojik gücün bir türlü arkaya alınamamasına ve konulan her hedefe kuşkuyla bakılmasına neden olmuştur. Yani daha yolun başında bozguna uğranmış ve bir sonraki hedefte de bozguna uğranılacağı peşinen kabul edilerek, yıllar birbirini takip etmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde başarıya ulaşması için öncelikle ulaşılabilir bir yakın hedefe, ekonominin tüm aktörlerini içine alacak güçlü bir iradeye ve bu iradenin tüm paydaşlar (kamu, reel sektör, finansal kesim ve halk) tarafından görülmesi sağlanarak, toplumun sonraki hedefin de tutturulabileceğine inandırılması gerekmektedir. Tarihten rol çalacak olursak, bu kötü gidişin ardından psikolojik gücün tekrar ele geçirilebilmesi ve yeni bir dönemin başlayabilesi için enflasyon canavarına karşı bir Çanakkale Zaferi’ne ihtiyaç vardır.
Özetle enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlama yolculuğunda toplumun desteğini ve bu mücadeleye inancını artırmak için öncelikle asla ve asla taviz verilmeyerek ve daha önemlisi gerçekleştirilebilecek hedeflere ihtiyaç vardır. Bunun için öncelikle belirlenecek hedefte batılı normları bir kenara bırakarak, yakın geleceği kapsayacak şekilde, Türkiye’de insanların yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik kararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük olarak atfedilecek enflasyon oranının ne olduğu üzerine yeniden çalışılmalıdır. Bu oran bilimsel bir çalışmaya dayanmamakla birlikte benim gözümde yüksek tek haneli ve düşük çift haneli enflasyon rakamlarını kapsamaktadır. Bu hedefe ulaşıldıktan sonra tüm aktörlerin bu bölgeyi sindirmesinin ardından daha uzun vadeli hedefler gündeme getirilebilir. Nitekim fiyat istikrarı, düşük enflasyona ulaşmak kadar bunu sürdürebilmeyi de kapsamaktadır. Türkiye için son 50 yılı konuşuyor olsak da yaklaşık 400 yıl önce “Akça” denilen para birimindeki gümüş oranının azaltılmasıyla baş gösteren ilk büyük enflasyon, özellikle 1912 Balkan harbinden sonra genlerimize kalıcı olarak işlemiş oldu. Bu 400 yılın hafızasını birkaç yılda silmenin çok kolay olmayacağını da göz önünde bulundurmak gerekli. Hedefi yeniden belirlemekle, birlikte bu hedeflerin ekonomik aktörlerin tamamı tarafından amasız ve lakinsiz kabulü esastır. Ortaya konan hedeflerin ve iradenin toplumda karşılık bulabilmesi adına da tüm aktörlerin (sadece TCMB değil) “iletişim” kanallarının beklentiyi oluşturmada/yönetmede yetersiz kaldığı alanları tespit edip, kuvvetli bir beklenti yönetimi çalışması yapılmalıdır. .
** Fiyat istikrarının neden bu kadar önemli olduğunu da bir sonraki yazımıza bırakıyoruz…
Üzeyir DOĞAN


One reply on “Fiyat İstikrarı 1: “Kızılelma ve Psikolojik Güç””
Bayram inci 15 Mart 2026 06:26
Her haliyle güzel yazı. Hem tarih hem ekonomi,birlik, dirlik ve inanç dolu. Selam olsun.