Fiyat İstikrarı 3: “Enflasyondaki Atalet Nasıl Kırılır”

Enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran en önemli olgulardan biri toplumun neredeyse tamamının fiyat istikrarı ile henüz bir tanışıklığının olmamasıdır. Sanayicisinden hizmet sektörüne, ihracatçısından ithalatçısına, çalışanından patronuna, finansçısından sokaktaki vatandaşa ve hatta emeklisinden evdeki Ayşe teyzeye kadar kısaca toplumun tamamının fiyat istikrarının kendilerine nasıl bir fayda sağlayacağını, yaşam standartlarını nasıl yükselteceğini henüz tecrübe etmemiş olması fiyat istikrarına gidecek yolda çok güçlü bir direnç oluşturmaktadır. Bu durum toplumun her kesiminin, orta ve uzun vadede daha sağlıklı günlere kavuşmaktan ziyade günü kurtaracak palyatif tedbirlere olan talebini artırmaktadır. İhracatçı kur artsın söyleminden öteye geçemezken, çalışan erken emeklilikle ikinci bir gelirin peşine düşmekte, ev sahibi kiracısının kirasını nasıl daha fazla artırabilirim arayışına girmektedir. Bu ve bunun gibi daha sayamadığımız binlerce gerekçe ile toplum, kısa vadede bireysel refahını artıracağını düşündüğü bu adımları, toplumun top yekûn kalkınmasının ön koşulu olan fiyat istikrarının sağlanmasından daha önemli görmektedir. Toplumun talebinin bu yönde şekillenmesi ise seçim zamanlarında politikacıları da bu arenaya çekmekte ve fiyat istikrarından daha da uzaklaşılmasına neden olmaktadır.

Enflasyon beklentilerinde kırılma şart

Fiyat istikrarına giden yoldaki en önemli engellerden biri de uzun süredir yaşanılan enflasyon ortamının, gelecek planlaması üzerinde de otomatik etkilerinin oluşması yani enflasyonun atalet kazanmasındır. Gelecekte de enflasyon olacağı beklentisi hatta daha dramatiği hedeflenen enflasyon rakamlarının tutturulamayacağına yönelik ön kabul, fiyatların normalin üzerinde artmasına neden olmaktadır. Bu ataleti kırmanın yolu toplumsal bir uzlaşı ile gerçekleşeceğine inanılacak bir enflasyon hedefi ortaya koymak ve toplumun geçmişe yönelik endeksleme alışkanlığını kırmaktan geçmektedir. Önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere “Toplumsal Uzlaşı” ve “Güven” olmadan bunun sağlanabilmesi maalesef çok mümkün değildir. Bugün başta TCMB olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşların aldığı önlemlere rağmen enflasyonda arzu edilen kadar bir düşüş yaşanmaması, toplumun hedeflere inanmaması ve enflasyon beklentilerinin kırılamaması kaynaklıdır. Toplumun enflasyon beklentilerinin, belirlenen hedeflerle hızlı bir şekilde uyum sağlaması, enflasyonun kendisinin de hedeflere hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayacaktır. O halde gerek hane halı gerekse reel sektör enflasyon beklentilerinin, finansal kesimde olduğu gibi enflasyon tahminlerine yakınsaması için ekstra bir iletişim çabası gerekmektedir.  

Amasız lakinsiz yeni bir rota

Türkiye onlarca yıldır devam eden kronik bir enflasyon sorunuyla karşı karşıyadır. Bu dönemeler içinde nispeten daha düşük oranlı enflasyon rakamlarına ulaşılmış olsa da enflasyonu buralarda tutabilmek çok mümkün olmamış, kitabi tabirle fiyat istikrarı olarak nitelendirebileceğimiz bir dönem yaşanmamıştır. Düşük enflasyon döneminin devam ettirilememesinde önemli nedenlerden biri de dezenflasyon sürecinde uygulanan politikaların kısa vadede toplumu yormasıdır. Bu sürecin uzaması bıkkınlığı da beraberinde getirmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi toplumun fiyat istikrarının ne gibi faydalar sağlayacağını henüz tecrübe etmemiş olması, bu yoldan sapma getirecek kısa vadeli politikalara prim vermesine neden olmaktadır. Bunun neticesinde politika oluşturulmasında “fiyat istikrarını sağlayalım ama …” yaklaşımı çok hızlı kabul görmekte ve devreye girmektedir. “Enflasyonu düşürelim ama büyümeyi de ihmal etmeyelim”, “enflasyonu düşürelim ama ihracatı da desteklemek lazım”, “enflasyonu düşürelim ama bankacılık sistemini de rahatlatalım”, “enflasyonu düşürelim ama istihdamda bozulma olmasın”, “enflasyonu düşürelim ama kamuda itibardan tasarruf etmeyelim”, “enflasyonu düşürelim ama şu kesimlerin refahı da bozulmasın” gibi fiyat istikrarı ile çelişen politikalar öncelikli hale gelmektedir. Çünkü ekonomideki kalıcı istikrarın fiyat istikrarına bağlı olduğu ve fiyat istikrarının günlük politikalara bırakılamayacak kadar önemli bir konu olduğu henüz tam olarak idrak edilememiştir. Bu nedenle topluma belki de daha uzun zamana yayılan ama fiyat istikrarına gidilen yolun nimetlerinden de faydalandığı yeni bir rota çizmek faydalı olacaktır.   

Enflasyonla mücadele tek bir kurumun uhdesinde değildir

Politik ve psikolojik sebeplerinin yanında enflasyonda katılığa sebep olan yapısal sorunlar da bulunmaktadır. Enflasyonla mücadelenin tek bir kurumun uhdesinde olmadığı, bunun bir toplumsal mutabakat gerektirdiği unutulmamalıdır. Enflasyonla mücadelede toplumun desteğini almadan önce para politikası, mali politikalar ve yapısal reformalar olarak üç bacağın fiyat istikrarına giden yol konusunda mutabakata varması ve politikaların eş günüm halinde yürütülmesi esastır. Bunlardan birinin ya da bir kaçının aksaması hedefe odaklanan bacağı da sakatlamaktadır.

Koordinasyon ve hesap verilebilirlik önemli

Fiyat istikrarı bahsettiğimiz kadar önemli bir olgu ise ülkeyi bu sürece götürecek, gündelik siyasetin dışında kalarak odağı fiyat istikrarı olacak bağımsız bir merkez bankası ve para politikası öncelik olmakla birlikte bağımsız bir merkez bankası ve para politikası bahsettiğimiz bu üç bacaktan sadece biridir. Diğer iki bacağın kısalması ya da uzaması masanın dengesini bozmaktadır. Son dönemde hedeflerin ıskalanmasında bu durumun etkileri görülmektedir. Bu nedenle mali politikaların ve yapısal reformların (meclis bacağı) da merkez bankasını amasız lakinsiz desteklemesi esastır.  Özellikle enflasyonun temel sebebi para politikasından bağımsız gerçekleşen gıda, sağlık, eğitim, barınma ve enerji fiyatları gibi alanlar ise buralarda fiyat dalgalanmasını en aza indirerek fiyat istikrarını destekleyecek yapısal reformlara ağırlık verilmeli, bu alanlarla ilgili paydaşların gerekirse TCMB gibi (enflasyon raporu sunumları gibi) kamuoyuna hesap verecekleri bir platform oluşturulmalıdır.   

Bu serinin son yazısında enflasyonu yenince ne olacağına değineceğiz.

Üzeyir DOĞAN

Serinin önceki yazılarına aşağıdaki başlıklar aracılığıyla erişebilirsiniz.

Fiyat İstikrarı 2: “Enflasyonu düşürelim ama…”

Fiyat İstikrarı 1: “Kızılelma ve Psikolojik Güç”

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir